Alya Hukuk Bürosu | Ankara Avukat

KADINA YÖNELİK ŞİDDET

Şiddet kişiye yöneltilen cebir ve zorlamayı ifade etmek üzere tanımlanırken, şimdilerde ise artık fiziksel güç uygulamanın ötesinde, bir kimsenin diğer bir kimse üzerinde sahip olduğu güç ve kontrol mekanizmasına vurgu yapılarak tanımlanmaktadır. Bu anlamda örneğin, bir kimsenin kendisini kötü ya da suçlu hissetmesine sebep olacak isim takma, aşağılama, suçlama gibi davranışlar ya da bir mesleği yapmaya veya yapmamaya zorlama, aile bütçesi hakkında bilgi vermeme, gelirine el koyma gibi davranışlar da şiddet olarak nitelendirilmektedir. Aslında kadına yönelik şiddet eşit olmayan güç ilişkisinden kaynaklanan toplumsal bir sorundur. Şiddet fiziksel, cinsel, psikolojik, ekonomik olarak ayrıma tabi tutulabilir.

Kadına yönelik şiddetin çoğu eş, eski eş, eski sevgili tarafından uygulanmaktadır. Kadına yönelik şiddetin en yaygın olanı ise aile içi olanıdır. Halen ülkemizde özel ve mahrem düşüncesiyle kadınlar, kendilerine uygulanan bu şiddetlere katlanmak ve kabullenmek zorunda kalmaktadırlar ve dış dünyaya yansıtmamaktadırlar. Dış dünyaya ve hukuk ortamına taşınmayan ve dolayısıyla bundan da güç alan şiddet artarak devam etmektedir. Kişiler, bazen de dış dünyaya yansımış olsa bile “bu bir aile meselesidir” demek suretiyle ve insanların özel alanlarına dahil olmamak amacıyla müdahale etmek istememektedirler. Böylelikle şiddete maruz kalan kadınların korunmasına ve bu kadınların yardıma ve yönlendirmeye ihtiyacı giderek artmaktadır.

Pek çok kadın bu şiddet çeşitlerinden birine maruz kalmasına rağmen kendilerini bu şekilde yaşamak zorunda hissetmektedirler. Bu zorundalıklarını ise çocuk sahibi olmalarına, kadın sığınma evlerinin yetersizliğine, ekonomik olarak erkeğe bağımlı olmaya, özgüven eksikliğine, toplum etkisine, belki de şiddet uygulayan kişiden daha fazla şiddete maruz kalma tehdidine veya korkusuna bağlamaktadırlar.  Oysa hem uluslararası hem de ulusal yazılı hukuk metinlerimizde kadına yönelik şiddeti önlemek, kadınları bu şiddetten korumak ve kurtarmak için her türlü önlemler alınmaya çalışılmıştır.

Bu önlemler T.C Anayasası, Medeni Kanun, Türk Ceza Kanunu, İş Kanunu, Borçlar Kanunu, 6284 sayılı Kanun (Ailenin Korunması ve Kadına Karşı Şiddetin Önlenmesine Dair Kanun) ve Avrupa Konseyi İstanbul Sözleşmesi (Kadına Yönelik Şiddet ve Aile İçi Şiddetin Önlenmesi ve Bunlarla Mücadeleye dair Avrupa Konseyi Sözleşmesi ) nde maddeler halinde yer almaktadır.

Başta Anayasamızın üçüncü bölümü, Sosyal ve Ekonomik Ödevler Kısımında Ailenin Korunması ve Çocuk Hakları kenar başlıklı 41.maddesinde;

“– Aile, Türk toplumunun temelidir ve eşler arasında eşitliğe dayanır.

Devlet, ailenin huzur ve refahı ile özellikle ananın ve çocukların korunması ve aile planlamasının öğretimi ile uygulanmasını sağlamak için gerekli tedbirleri alır, teşkilatı kurar.

(Ek fıkra: 7/5/2010-5982/4 md.) Her çocuk, korunma ve bakımdan yararlanma, yüksek yararına açıkça aykırı olmadıkça, ana ve babasıyla kişisel ve doğrudan ilişki kurma ve sürdürme hakkına sahiptir.

(Ek fıkra: 7/5/2010-5982/4 md.) Devlet, her türlü istismara ve şiddete karşı çocukları koruyucu tedbirleri alır.” denilerek ailenin öneminden bahsetmiş ve devletin kişilerin yaşam hakkı için alacağı yükümlülükleri yazılı hale getirilmiştir.

Türk Ceza Kanunumuzda ise, bedensel bütünlüğe ve sağlığa yönelik saldırılar şeklinde gerçekleşen Fiziksel Şiddet suç olarak kabul edilir. Ceza kanunumuzun;

Madde 82 /1-d: Kasten öldürme suçu nitelikli hali

Madde 86/ 2-a: Kasten yaralama suçu

Madde 96/2-b: Eziyet suçu

Madde 102/2: Cinsel saldırı suçu

Madde 103/3 : Çocukların Cinsel İstismarı

Madde 105/2: Cinsel taciz

Madde 109/2-e: Kişiyi hürriyetinden yoksun kılma

Madde233/1-2: Aile Hukukundan Kaynaklanan yükümlülüğü ihlal

Madde 232/1-2:Aynı Konutta yaşadığı kişiye/ idaresi altındaki/bakmakla yükümlü olduğu kişiye kötü muamele

Madde 234/1-2: Velayet hakkı elinden alınmış ebeveyninin çocuğu kaçırması vb maddelerinde kanun koyucu, aile içi şiddeti önlemek için bu maddeleri koymuş ve bazı suçların nitelikli hali olarak cezanın artırılmasını istemiştir. Bu maddelerle aile içi şiddete maruz kalan aile bireylerinin, özellikle kadınların ve çocukların korunması amaçlanmış, şiddet uygulayan aile bireyi hakkında verilecek cezalar ve artırım sebepleri yer almıştır.

Konumuz gereği en özel yasal düzenlemeyi ise 6284 sayılı Ailenin Korunması Ve Kadına Karşı Şiddetin Önlenmesine Dair Kanunda bulmaktayız. Bu kanunun 7.maddesine göre ise şiddet veya şiddet uygulanma tehlikesinin varlığı halinde herkes bu durumu resmi makam veya mercilere ihbar edebilir. İhbarı alan kamu görevlileri bu kanun kapsamında üzerine düşen görevleri gecikmeksizin yerine getirmek ve uygulanması gereken diğer tedbirlere ilişkin olarak yetkilileri haberdar etmekle yükümlüdür. Her ne kadar yasalarımızda iyi bir şekilde düzenlenmiş olsa bilse, şiddet bir zihniyet meselesidir. Öncelikle bu meselenin çözülmesi ve şiddet gören çocuğun şiddet uyguladığı mantığından hareketle, bu zihniyet meselesinin çözülmüş bir şekilde yeni nesillere aktarılmasını temenni ediyorum. Şiddetle mücadele hepimizin görevi olduğundan tüm vatandaşlarımızı etrafında tanık olduğu, bu tür şiddet gören kadınlarımıza sahip çıkmaya ve ihbar yükümlülüğünü yerine getirmeye davet ediyorum. Av.Büşra ARSLAN

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Alya Hukuk Whatsapp
1
Merhaba, Size nasıl yardımcı olabiliriz?
Merhaba
Randevu veya bilgi almak için tıklayınız.